Bir delinin günlüğünden..
EKİM
26 Ekim saat 14:00 den …. 7 yıl , 3 ay , 15 gün, 5 saat…Bir başka deyişle 2.662 gün 63.893 saat, 3.833.580 dakika.. ileriye sar. 10 Şubat.. saat 19:00 kahve günü… Üşenmedim saydım, her yıl, her ay, her hafta , her gün , her saat. Saymayı 10 Şubat’tan sonra bıraktım.
Duymadan , görmeden geçen, geçirtilen süre. Eziyet mi al sana eziyet. Çok zordu demi iki kelamla gitmek. Ne kelam edebilecektin ki. Seni gördüğüm de titreyen kalbim şahittir ki , haksızlık ettin, kul hakkına girdin, eziyetlerin en büyüğünü yaptın. Evet, uzun süre sessiz kalıp ama kör kalamadığım süre. Sessiz ahımın, senin kurduğun düzenin kapısında olduğunu bilmeden geçirdiğin süre. Senin aklından bile geçirmediğin ,özlemediğin benimse bir kez sarılmak hayaliyle, ‘’son bir kez’’ diye diye harap ettiğim süre.
Sen benim yatırımım değildin ki karşılığını bekleyeyim. Sevginin verdiği telaşla yolun yol değil , yapma etmeleri o kadar kötü bir üslupla gösterdim ki…
Seni güçlü kıldı, beni haksız kıldı.
Bende güya hep hakikatlerin peşinden koştum saçma sapan. Hakikat kelebek misali o çiçekten kalkar bu çiçeğe konar . Sen de elinde bir ağla peşinden koşarsın yakalarsın sevinirsin ama fazla yaşamaz nazik bir şeydir kelebek. Hakikati öğrendim de ne oldu. Koca bir hiç. Hakikat da bir kelebek, elbet bir gün ortaya çıkacak.
Hep dilinde hep değişmeyen bir kelime vardı ya senin .. değiştim.. Sadece değişmek sana has bir haslet sanmanda ayrı bir ironi. Senin rahatsız olup isyan ettiğin ne kadar şey varsa bana bin katını yaşattın. Gerçek değişikliğin şimdi oldu. Bu geçen sürede yüzünü görmedim, sadece beden olarak mı değiştin. Yoksa gerçekten ruhen büyüdün güçlendin mi ? Bir insan mutlaka değişim yaşar. Ama benimle yaşadıkların seni gerçekten olgunlaştırıp güçlendirdi mi yoksa sonunu hiç düşünmeden savruldun mu ? Bilinmez ama bana karşı değiştiğin yaşatılan olaylardan sonra kesinleşti. Sende hiç düşünmedin bu insan niye yüzüme gülüp kullanmak varken bu kadar kötü olmayı göze alıp sürekli bir şeyleri değiştirmeye çalıştı diye !
Burada eziyeti gören sadece sen miydin? . Boş bir bahanede olsa hem güvenimi kırıp hem de hakkımı aramama baskı eziyet demen. Burada kalbi kırılan sadece sen miydin ? Sana göre yaşandı bitti geldi geçti. Başka sayfalara geçtin gittin. Sen diyorsun ya bu sevgi değil takıntı diye. Bir insan neyi takıntı eder ? Elde edemediğini takıntı eder ! Ben seni daha nasıl elde edecektim ki ? Ötesi var mı ? Varsa orası cennettir galiba. İnsan bu kadar süre niye içinde taşır bir şeyi ? İzahı kendisinden daha zor daha ağır.. Ben sensiz geçen sürede bir ömür istemedim, ömrümün içinden geçmen bile yetti bana. Bu sürede elini tutamadım, yoluna yoldaş olamadım belki ama içimde hep sana açılan bir pencere vardı. Sen beni, nefret diliyle söylediğin gibi mi hatırlıyorsun bilmem ama , ben seni başkasına anlatmaya kıyamadığım en güzel eksikliğim bildim. Bendeki takılı kalmak değil. Anlamayacağın bir şeyi söyleyeyim ; Senin en sevilecek yönlerini gördüm, en ılımlı anlarını yaşadım, değiştiysen bana karşı değiştin ! Sonuçta sevdiğim ruh aynı , kişi aynı. Bana karşı kötü oldun diye sen kötü olmadın. Sen bana karşı böylesin diye niye sevmeyi bırakayım ki seni. İnsan unutmak için sevmez ki unutmamak için sever. Şunu da söyleyeyim ; çok insan tanıdığımdan vs değil ama dünyada senin gibi bir tane bile biri olsaydı seni sevmeyi bırakır onun peşinden giderdim, ama yok işte yok.
Gün oldu dün olduk…
Düşman hukuku uyguladın. Sen vicdanını çoktan mağlup ettin onu gördüm, vefan lafta , vedan sessiz. Gittiğinde gitmek zorundasın sandım, veda edemeden gittiğin için kahroluyorsun sandım. Anlamaya çalıştım ama sen beni kirli bir hatıra olarak görüp kaçarken benim sevgimin inancından vurdun. Bahanelerin ardına sığınıp suçu bana atsan da bizi bu hale getirenin sadece ben olmadığımı vicdanın hep fısıldayacak sana.
Mutlak adalet bu dünyada değil, bu dünya da ayağına taş değmesin, ama ebedi alemde sürekli bir azap içinde kalmana gönlüm razı olmadı hiçbir zaman , girdiğin kul hakkından çıkmanı çok istedim. Şu kısa fani alemde birlikte olamadığım birini sonsuz bir alemde kaybetmeyi asla istemedim.
Araya mesafe girdi, çaba harcamayı bıraktım. Sevgi bittiği için değil, kabul etme ve kendimi koruma altına almanın evresi bu durumum. Eyleme geç(e)memem istemediğim anlamına gelmiyor.
Ne kadar kelime kursam da o kelimelerin karşıya ulaşacağı bir köprü yok, boşluğa düşecek. Ben köprüleri yıkmadım ama karşıda bekleyen kimse olmayınca geri çekilmek zorunda kaldım. Sevgi dilenmeyle olmuyor. Yâr sevdayı bilmemiş umurumda değil. Herkes seçtiği ihtimallerde kalsın. Sevgi insanın kendine benzer birini gördüğünde ortaya çıkar, kendini bulur, ben kendimi buldum ötesi yok..Bana birlikteyken aşkı yaşattın ayrıldıktan sonra olmadı bu aşk..Ben aşkın ne olduğunu tattım bildim ya..Daha ne isteyeyim senden , bir kere daha sarılmaktan başka..



