• Reklam
MUSTAFA ÇAVDAR

MUSTAFA ÇAVDAR

GÜNLÜĞÜM

Avukatlar Açısından Gerçeği Söyleme Yükümlüğü...

27 Ekim 2020 - 14:16 - Güncelleme: 28 Ekim 2020 - 12:32

Avukatlık mesleğini yapan dürüst hukukçulara saygı göstermek boynumuzun borcu..
 
Lakin ;
 
Avukatın, temsil ettiği tarafın çıkarlarını korumasının gerektirdiği ölçüyü ve objektif tartışma sınırını aşan, yersiz ve icap sız olarak karşı tarafın kişiliğini hedef tutan, O’nu küçük düşürmeye ve dürüst olmayan bir kişi olarak göstermeye yönelik saldırılar hukuka aykırıdır ve avukatın sorumluluğunu gerektirir.

Savunma ve iddia sınırı aşılarak savcılık makamını ve mahkemeyi yanıltmak ve tahkikatın seyrini değiştirmek için asılsız iddialar ileri sürerek bu hususta aslı olmayan delil uydurmaya çalışılması avukatlık mesleğinin neresindedir?
 
Avukatın yalan beyanda bulunan müvekkilinin, beyanlarının yalan ve delillerin  yetersiz olduğunu bildiği halde, dosyayı doldurabilmek maksadıyla ilgisiz alakasız sosyal medya paylaşımlarını  vs. sunarak delil üretmeye çalışması ayrıca ‘’suç uydurma şuçu’’ ‘nu ortaya çıkarmaktadır.


Avukatlık Yasası’nın 34. maddesine göre, “Avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak” yükümlüğündedirler. Bu yükümlülüğün ayrıntıları Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nda düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, avukatlar “Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla” bu yükümlülüklerini yerine getirebilirler. Mesleğin “kutsal” olarak nitelendirilmesinin nedeni, iş sahiplerinin can, ırz, namus ve mal varlıkları ile bütün hakları üzerinde söz sahibi olma ve bu alanlardaki tasarruflarını,“özen, doğruluk ve onur içinde” yapma yükümlülüğünden ileri gelmektedir. Yetkilerini, işin kapsam ve önemine uygun, “güven” verecek biçimde kullanmaları gerekir. Bu bağlamda her avukatın, tek tek bu mesleğin tümünün topluma vereceği güven duygusunun sorumluluğunu hissetmesi ve buna göre davranması şarttır. Güven duygusunun ve yükümlülüklerin bir güvencesi de, aksine davrananların ceza tehdidi altında olduğunun bilinmesidir.

Avukatlık Yasasının 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.” hükmünü amirdir
 
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 2. maddesi, “Mesleki çalışmasında avukat bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır.”, 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat özel yaşantısında da buna özen göstermekle yükümlüdür.” hükümleri, Yasanın 34. maddesini tamamlayan, meslek itibarını koruma amaçlı hükümlerdir.(Barolar Birliği)
 
Taraflarca getirilme ilkesi (HMK m. 25) gereğince hükme temel teşkil edecek vakıalar ve deliller kural olarak davanın taraflarınca getirilir. Hükmün isabetli olması için her şeyden önce davaya temel teşkil eden vakıaların yargılamaya gerçeğe uygun bir şekilde yansıtılmış olmaları gerekir. Kanun koyucu bunu sağlamak için dürüstlük kuralını (HMK m. 29) ve onun bir parçası olan gerçeği söyleme yükümlülüğünü ihdas etmiştir. Gerçeği söyleme yükümlülüğü sadece davanın tarafları için değil, onları davada temsil eden avukatlar bakımından da geçerlidir.

Avukatların müvekkillerinin menfaatlerini koruma mecburiyeti onları gerçeği söyleme yükümlülüğünden muaf kılmamaktadır. Nitekim 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesinde görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayan avukatlara disiplin cezası verileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

 Avukatlık mesleğinin kamusal boyutu ve avukatın yargı erkinin kurucu unsuru olması da gerçeği söyleme yükümlülüğünün avukatlar bakımından da geçerli olmasını gerektirmektedir. Çalışmada önce gerçeği söyleme yükümlülüğü genel olarak ele alınacak; daha sonra konunun avukatlık mesleği bakımından arz ettiği özellikler üzerinde durulacaktır. (Doç. Dr. Cenk Ak)
 
Gerçeği söyleme yükümlülüğü yargılamanın başından sonuna kadar devam eder. Bu nedenle taraf ileri sürmüş olduğu vakıanın daha sonra gerçeğe aykırı olduğunu anlamışsa, bundan rücu etmek zorundadır. Keza, taraf, karşı tarafın beyanlarının gerçeğe uygun olduğunu daha sonra anlamışsa, bunlara itiraz etmekten vazgeçmelidir.(MüKoZPO/Fritsche, § 138 kn. 13; Lindenberg, s. 89.)
 
AVUKATLAR AÇISINDAN GERÇEĞİ SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yukarıda da belirtildiği gibi, gerçeği söyleme yükümlülüğünün kanuni ve iradi temsilciler (avukatlar) bakımından da geçerli olduğu konusunda tereddüt edilmemektedir. Buna karşılık, söz konusu yükümlülüğün pozitif hukuktaki dayanakları konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Alman41, Avusturya42 ve İsviçre43 hukuk doktrininde hakim görüş gerçeği söyleme yükümlülüğünü düzenleyen usul hükmünün (AlmMUK m. 138; AvusMUK m. 178; İsvMUK m. 52) avukatlar bakımından da geçerli olduğunu kabul etmektedir.
 
Türk hukukundaki durum ise özellik arz etmektedir. Şöyle ki; 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde gerçeği söyleme yükümlülüğü açıkça düzenlenmemişti. Doktrinde dürüstlük kuralını düzenleyen TMK m. 2’nin usul hukukunda da geçerli olduğu kabul edilmekte ve avukatların gerçeği söyleme yükümlülüğü de söz konusu hüküm ile birlikte Avukatlık Kanunu’nun bazı hükümlerine dayandırılmaktaydı. Nitekim, Alangoya’ya göre, avukatlar açısından gerçeği söyleme yükümlülüğüne aykırılık Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca görevin gerektirdiği dürüstlükle bağdaşmayan bir davranış teşkil eder ve disiplin cezasını gerektirir. ( Alangoya, s. 122)
 
Sonucu ne olursa olsun doğrudan sapmama dileği ile…
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum