• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Asayiş
  • Spor
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Eğitim
  • Magazin Politika
  • Ara
SON DAKİKA:
11:15
Darıca Mevlana Caddesi'nde üstyapı tamam
11:15
Başkan Pekyatırmacı'dan Kurban Bayramı Mesajı
11:15
Canik Belediyesi Kurban Pazarı'na Büyük Rağbet
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  3. AMAÇ NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?
03 Ekim 2021 - 11:54

AMAÇ NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

03 Ekim 2021 - 11:54
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU

Eğitim ve öğretimi sayısal verilerle okumak yaptığımız en büyük yanlışlardan biri.
Sayısal veriler deyince ekonomiye bakar gibi “üretim ve ihracat patladı, turist sayısı başına düşen harcama ikiye katlandı, otomotiv üretiminde rekora gidiyoruz” şeklindeki açıklamalardan söz etmiyorum ama yazık ki bu açıklamaların benzerlerini eğitimde de görüyoruz. “Okul ve derslik sayısı şu kadar arttı, öğrenci ve öğretmen sayısı şu kadar yükseldi, şuradaydık buraya geldik, bakanlık bütçemiz şuradan şuraya geldi, çocuklarımızın bursları üçe beşe ona katlandı” türünden açıklamalar, eğitime yönelik söylemlerimizin ana çatısını oluşturuyor.
Sayısal gelişmeler yok mu? Elbette var. Hem de fazlasıyla.
Zorunlu eğitim süresinden, ayrılan bütçeye, öğrenci ve öğretmen sayısından maaşlara kadar hemen her şey dünle kıyaslanmayacak oranlarda tabi ki yükseldi. Harikulade ve şu yaşıma rağmen gidip öğrencisi olmak istediğim donanımlı ve devasa binalar yapıldı.
Ama sanki eğitimde çok daha önemli olan sayısal artış değil de; kalite, toplum memnuniyeti, çağın gereklerine uyum, uluslararası derecelendirme kurumlarındaki yerimiz, maaşların yeterliliği, peygamberlik mesleğini ifa eden toplum mühendisi yaşları kaç olursa olsun eli öpülesi öğretmenlerimizin saygınlığı; eğitim ve öğretimin toplumda yarattığı katma değer ve en önemlisi de ülkeye, millete, mesleğe, çevreye, tarihe, kültüre, milli ve manevi değerlere yönelik aidiyetlerimize katkı ve bilgiyi hayata ne kadar kattığımızın derdiyle kıvranmamız gerekiyor.
Ancak yazık ki özellikle ulusal ve uluslararası veriler bu konuda artık görmeyi erteleyemeyeceğimiz, kulaklarımızı tıkayamayacağımız, vicdanlarımızı örtüp başımızı çeviremeyeceğimiz tehlike sinyalleri veriyor ve “hazinemiz” olan gençlerimizi toprak altından çıkararak cevherlerini cürufundan ayırıp insanlığa ve topluma yararlı birer fert haline getireceğimize onları daha çok gömdüğümüzü gösteriyor.
Buyurun, bu verilere hep beraber bakalım;
Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre “Genel Eğitim Kalitemiz” forum içerisindeki 143 ülke içinde 2008-2009 Eğitim Öğretim yılında 77.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 89.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 92.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 92.sıraya ve nihayetinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında ise 104.sıraya düşmüş.
Aynı forumun verilerine göre “İlkokul Eğitim Kalitemiz” yine 143 ülke içinde 2008-2009 eğitim öğretim yılında 91.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 94.sıraya, 2015-2016eğitim öğretim yılında 100.sıraya, 2016-2017 eğitim öğretim yılında ise 105.sıraya düşmüş.
Bitti mi? Yazık ki hayır.
Durum “Temel bilimler” olan Fen ve Matematik alanlarında da oldukça vahim maalesef.
143 ülke içindeki “Matematik ve Fen Bilimleri eğitim kalitemiz” 2008-2009 eğitim öğretim yılında 73.sırada iken, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 98.sıraya, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 103.sıraya, 2016-2017 eğitim öğretim yılında 107.sıraya düşmüş.
Dünya Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün her yıl bakanlığımız ile ortaklaşa yaptığı PİSA verilerine göre matematik ve fen bilimleri alanında “mükemmel” kategorisinde tek bir öğrencimiz dahi yok maalesef.
Bu yıl 2018 PİSA’da açıklanan verilerde ilerleme katedilmiş olsa da yazık ki yetersiz olduğu konusunda toplumun tepeden tırnağa tüm kesimleri hem fikiriz.
Bizdeki sayısal verilerde de durum çok farklı değil.
Üniversiteye giriş sınavlarında 2001 yılında 9.315 gencimiz, 2002 yılında 8.919 gencimiz, 2016 yılında 32.983 gencimiz, 2017 yılında 37.026 gencimiz “sıfır” çekmiş.
Yani “Temel yeterlilik testi” için baraj geçme puanı olan 100 puan ve üstü alamamış ki bu adayların yarım net dahi yapamadığı anlamına geliyor.
2018 yılına baktığınızda “sıfır çeken” genç sayımız 41.281 kişiye yükselmiş ve 2018 yılında temel yeterlik testini geçemeyen genç sayımız 496.616 kişi. Geçen yıl sınava giren yaklaşık iki milyon üçyüz bin aday açısından baktığınızda bu rakam neredeyse her 4 adaydan birine tekabül ediyor.
Ürkütücü bir tablo değil mi sizce de…
Ama dahası var.
ÖSYM’nin resmi web sitesine girerek rahatlıkla görebileceğiniz bu verilere göre 2018 yılında temel yeterlik testine katılan adayların % 8’i yani yaklaşık 181.000 aday hiçbir matematik sorusuna doğru cevap verememiş. Fen Bilimlerinde ise bu oran % 7’lik bir orana tekabül ediyor ve sınava giren 169.000 aday hiçbir Fen bilimleri sorusuna doğru cevap verememiş.
Bakanlığımızın yayınlamış olduğu istatistiki verilere baktığınızda özellikle bu işin maddi boyutu çok daha korkunç rakamlara ulaşıyor.
Bu işin canını adeta dişine takıp “çocuğum yeter ki okusun” düşüncesi içinde gece gündüz çabalayan anne, baba ve ebeveyn boyutunu görmezden gelseniz, sınava giren gencin yaşadığı hayal kırıklığının üstünü örtseniz bile; 2017 verilerine göre bir ortaöğretim öğrencisinin bakanlığımıza maliyetini kişi başı 6.676 TL olarak hesapladığınızda “sıfır çeken” 41.281 gencimizin devlete maliyeti 2018 yılı için 275.591.956 lira.
Yani yaklaşık 276 milyon liramız çöpe gitmiş.
Peki onca çabaya rağmen “neden böyle” diye soracaksınız biliyorum;
Çünkü okullar, çocuklarımızı hayata hazırlaması gereken,cevheri cürufundan ayırarak onları ilgi, istidat, kabiliyet ve yeteneklerine göre gruplandırıp topluma ve insanlığa yararlı birer fert haline getirmesi gerekirken, eğitimin onca kazanımını bir tarafa itip sadece ama sadece sınavlara odaklandılar.
Neden? Çünkü veliler öyle istiyor ve ilk sordukları şey okulların sınav başarısı!
Sadece veliler mi? Hayır!
Okulları denetleyen müfettişlerimizden ilçe kaymakamlarımıza, il valilerimize, bakanlığımız yetkililerine kadar hepsinin odağı “akademik başarı!” Yani hep dediğim gibi okula gönderdiğimiz her gencin avukat, doktor, hakim, savcı, bürokrat olmasını istiyor; “hiçbirşey olamazsan bari git öğretmen ol” diyoruz! Bu toplumun aynı zamanda esnafa, terziye, marangoza, elektrikçiye, tamirciye de ihtiyacı olduğunu atlıyor; ortaya koyduğumuz sınav sistemimize uyum sağlayamayanları “sistem dışına” atıyor; “başarısız” ilan ediyor, “işe yaramazsın” fikrini empoze ediyor, henüz hayatlarının baharında onlara çaresizliği öğretiyoruz.
Sınavlar önemsiz mi? Elbette önemli ama her şey değil!
Sınav olmalı mı? İlgi, istidat, kabiliyet ve yeteneklerin ölçümü için evet ama, eleyip sistem dışına itip “işe yaramaz” fikrini empoze edip çaresizliği öğretmek için hayır. Zira sınavlardaki birinciliğin hayatta bir karşılığı olsaydı dünyayı sınav şampiyonları yönetirdi! 
Kabul edelim ki, sınavlar özellikle bizim gibi ülkelerde, umut tacirliğine dönüşmüş durumda ve öğrenciler de ebeveynler de harcadıkları emeğin, paranın ve yapılan fedakârlığın karşılığını kesinlikle alamıyor.
Alın başınızı ellerinizi arasına düşünün ne olur? Sınav şampiyonları hayatın neresindeler?
Yarış atı misali bir sınavdan diğerine koşturarak, gençliğin öylesine okuyoruz ki hayata atıldıklarında artık pek çok konuda ne heyecanları kalıyor ne de onca özverinin karşılığını alabiliyorlar! Küskünlükleri, ortadan kayboluşları, yeni şampiyonluklar peşinde koşmamaları biraz da o yüzden.
Siz hiç, her yıl şampiyon olan takım gördünüz mü? 
Çok zor ama, biz çocuklarımızdan hep bunu bekliyoruz! Girdikleri her sınavı kazansınlar istiyoruz. O da yetmiyor, dereceye girmelerini bekliyoruz. Olmayınca da zaten içsel dünyalarında yaşadıkları savaşta yanlarında yer almak yerine karşılarına geçiyoruz.  Çünkü hemen hepimiz, olması gerekeni değil popüler olanı tercih ediyoruz. Çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini keşfetmeden, hayallerini dinlemeden, beklentilerini göz önünde bulundurmadan, kulaktan dolma bilgilerle bir dayatma içerisine giriyoruz. Bu yüzden okul seçerken ilk sorduğumuz soru kazandırdıkları özgüven değil, sınavlardaki başarıları oluyor.
Eğitime olan inanç azalıyor…

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • LAİKLİK - 25 Şubat 2024
  • ANKEBUT - 14 Ocak 2024
  • KOKUSUZ ve DİKENSİZ GÜLLER - 27 Eylül 2023
  • TEKNOLOJİK ESARETİMİZ - 13 Ağustos 2023
  • KALBİMİZ BAŞKA SÖYLÜYOR AKLIMIZ BAŞKA - 11 Haziran 2023
  • Dava Kendini Doğurma Davası - 05 Mayıs 2023
  • TUTUNDUĞUMUZ DAL KURUMUŞ DEĞİL - 21 Mart 2023
  • PEKİ YA AHLÂKİ DEPREM? - 14 Şubat 2023
  • DİN(İ)DAR - 09 Ocak 2023
  • KELİMELERİN GÜCÜ AŞKINA - 21 Aralık 2022
  • ÇAĞIN MOTTOSU - 18 Kasım 2022
  • KALEMLER EMANETTİR - 30 Ekim 2022
  • HAYATTAN SONRASININ ADINI KOYMAK - 06 Ekim 2022
  • TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ - 11 Eylül 2022
  • KENDİNİ TUTABİLMEK - 26 Ağustos 2022
  • KALP İŞÇİLİĞİ - 23 Temmuz 2022
  • MADIMAK SİZİN NEYİNİZ OLUR? - 03 Temmuz 2022
  • SEVDİĞİNE BENZEYECEKSİN! - 22 Haziran 2022
  • GELİN BAYRAM OLALIM - 30 Nisan 2022
  • ORUÇ BİZİ TUTSUN - 03 Nisan 2022
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
Köşe Yazarları
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
LAİKLİK
NARSİSTLERLE BAŞ ETME YOLU !
MUSTAFA ÇAVDAR
NARSİSTLERLE BAŞ ETME YOLU !
İSTİFA EDEN İŞÇİNİN HAKLARI NELERDİR ?
AV. İSMET İRİŞ
İSTİFA EDEN İŞÇİNİN HAKLARI NELERDİR ?
IMF ve Türkiye Macerası
FATMA ACAR ÜNLÜ
IMF ve Türkiye Macerası
Mücahitlikten 'Müsaitliğe' Giden Yol
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR
Mücahitlikten 'Müsaitliğe' Giden Yol
Değer Yaşamak
Prof. Dr. Ahmet İNAM
Değer Yaşamak
Çok Okunan Haberler
Başkan Altay: “Konya'mızda Gelişen Raylı Sistem Ağlarımızda Erişilebilirliği Artırmak Adına Önemli Bir Transfer Merkezi Oluşturuyoruz
Başkan Altay: “Konya'mızda Gelişen Raylı Sistem Ağlarımızda Erişilebilirliği...
Başkan Altay: “1 Milyon 800 Bin Çiçeği Toprakla Buluşturuyor, Konya'mızın Görsel Zenginliğini Artırıyoruz
Başkan Altay: “1 Milyon 800 Bin Çiçeği Toprakla Buluşturuyor, Konya'mızın...
Başkan Altay: “Genç Seyyah Projemizle Bu Yıl 25 Bin 920 Öğrencimizi İstanbul'un Tarihi Atmosferiyle Buluşturduk
Başkan Altay: “Genç Seyyah Projemizle Bu Yıl 25 Bin 920 Öğrencimizi...
Ana Sayfa
Asayiş
Spor
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Eğitim
Magazin
Politika
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Politika
  • Sağlık
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Konya Haber - Afyon haber